13 Ekim 2023 Cuma

CEVİZ FİDANI DİKİMİ

 Ceviz ve badem fidanlarının çıplak köklü ve tüplü olarak dikimi yapılabilir. Çıplak köklü fidanlar Kasım-Nisan ayları arasında dikilmelidir. Tüplü fidanlar ise yılın her döneminde ekilebilir. Çıplak köklü fidan dikimi yaparken köklerin kıvrılıp, dönmemesine dikkat etmeliyiz. Kök toprakta hava boşluğu kalacak biçimde sığ veya derin dikilmemelidir. Dikilecek fidanın kırılmış ve ezilmiş kılcal kökleri ile kazık kök alttan 2-3 cm kesilerek temizlenir. Tüplü ve kaplı fidanlar naylon ve kaplarından mutlaka çıkarıldıktan sonra dikilmelidir. Dikim sırasında kök sisteminin bulunduğu toprak kütlesi dağıtılmadan dikilmelidir.


Her iki ekimde de fidanların; kök yapısına, yaş ve boy durumuna göre açılacak uygun boyutlardaki çukurlara yerleştirilmesine, toprağın sıkıştırılmasına ve can suyu verilmesine dikkat edilir.

*Don olayı olacağı değerlendirilen günlerde fidan dikilmemelidir.

*Dikim yapıldıktan 4-5 gün sonra toprak çatlamasına karşı fidanların dibi tekrar çapalanmalıdır.

*Boylu fidanların rüzgârla sallanmasını önlemek için bir kazığa bağlanması sağlanmalıdır.

Ceviz yetiştiriciliğinin başlangıç noktası, fidan dikimine hazırlık yapılması ve fidanın dikilmesidir. Temin edilen ceviz fidanların usülüne uygun olarak dikilmemesi fidanların kurumasına sebebiyet vermekte, gerek çiftçilerimiz gerekse de yatırımcılar için hayal kırıklığı oluşturmaktadır.

Ceviz Fidanı Nasıl Dikilmeli ve Yapılan Hatalar

1. Tarlanın İşlenmesi; Dikim yapacağımız bahçe pullukla derin bir şekilde sürülerek patlatma işlemi yapılır. Daha sonra tırmıkla üzerinden geçilerek düzeltilir.
Özellikle daha önceden işlenmemiş tarlaların kış yağışlarını bünyesinde toplayabilmesi için pullukla derin olarak sürülmesi gerekmektedir. Fidanın baharda oluşan su ihtiyacı için önem taşımaktadır.
Gerekli görülen tarlalarda drenaj ve tesviye işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Ceviz yetiştiriciliğinde tarlanın hazırlanmaması en sık görülen eksikliklErdemdir.

2. Fidan Çukurlarının Yerlerinin Belirlenmesi; Fidanın çeşidine göre fidan çukurların arasının uzaklığı metre ile ölçülerek belirlenmeli ve ip yardımıyla da aynı çizgide olması sağlanmalıdır.
Fidan çukurlarının rastgele açılması aynı çizgide olmaması tespit edilen yanlışlıkların içerisindedir.

3. Fidan Çukurunun Açılması; Ceviz fidanı dikimi için açılacak fidan çukurlarının ölçüleri 50 cm genişliğinde ve 100 cm derinliğinde olmalıdır. Bu veriler köklerin rahat ilerleyebileceği orta dereceli sertlikteki topraklar içindir.
Eğer toprağınızda yüksek sertlik derecesinde bir durum var ise çukurların iş makineleriyle 200 cm'e kadar açılmalıdır.
Sert olan topraklarda derin fidan çukuru açılmaması fidan gelişimini olumsuz olarak etkilemektedir.
Fidan çukurları dikimden 2-3 ay önce açılarak fidan dikilecek toprağın oksijen ve güneş ile tanışması sağlanmalı ve çukurdaki yararlı bakteri hayatının güçlenmesi sağlanmalıdır.


4. Fidan Çukurunun Gübrelenmesi; Fidan dikiminde (1) ölçek yüzey toprağı (1) ölçek nehir kumu ve (1) ölçek yanmış büyükbaş hayvan gübresi (iyi yanmış) veya katı organik gübreden oluşan karışım kullanılmalıdır.
Yanmış hayvan gübresi; (2) yıllık yanmış büyükbaş veya koyun gübresi olmalıdır.
Fidan dikiminde analiz sonuçlarına göre köklere değdirmeden fidan çukurlarunun en dibine 300-500gr arasında kompoze gübrelErdem kullanılabilir.
Yanmamış hayvan gübresi, keçi gübresi ve tavuk gübresi kullanımı fidanın asit yoğunluğundan fidanın ölümüne sebebiyet verdiği tespit ettiğimiz hususlardandır.

5. Aşı Boğumunun Yeri; Aşı boğumu dikim yapıldıktan sonra toprağın 8-10 cm üzerinde olacak ve aşı birleşim yeri güneyi gösterecektir. Aşı bölgesinin gelişmeye devam etmesi ve güçlenmesi için önemli bir husustur.
Aşı boğumunun toprak altında kalması veya dikimden sonra toprakla örtülmesi bazı bahçelerimizde gözlemlenmiştir.

6. Destek Çubuğu; Fidanın rüzgarlardan etkilenerek kırılması ve köklerinin oynamasını engellemek maksadıyla destek cubuğuna ihtiyaç duyulmaktadır. Destek çubuğu yaklaşık 2,5 metre boyunda olmalıdır.
Fidanın 10 cm kadar yakınına dikilmeli ve fidanı kesmeyecek bir bez parçasıyla fidanın bağlanması sağlanmalıdır.
Destek çubuğunun çok uzak olması fidanın gergin olmasına ve aşıdan kırılmasına yol açmaktadır.

7. İlk Sene Budaması; İlk kış çıkışında yani fidan hareketlenmeden tepe budamasını yapmalıyız. Tepe budaması aşı yerinden 40-50 cm yükseklikten yapılmalıdır. Fidan eğer bu yüksekliğe gelmediyse tepe budaması bir sonraki yıla bırakılmalıdır.
Beklenmedik don olaylarına karşın kesilen bölgeye aşı macunu sürülmelidir.

8.Can suyu verilerek dikim işlemi tamamlanır.


4 Ekim 2023 Çarşamba

Meyve Ağaçlarında Sulama

 Meyve ağaçlarının da diğer bitkiler ve tüm canlılar gibi normal bir şekilde gelişmeleri,düzenli ürün verebilmeleri için topraktan yeterli ölçüde su almaları gerekmektedir. 


Meyve ağaçlarının da diğer bitkiler ve tüm canlılar gibi normal bir şekilde gelişmeleri,düzenli ürün verebilmeleri için topraktan yeterli ölçüde su almaları gerekmektedir.
Meyve türlerimizin isteklerine göre almaları gerekli olan suyun yağışlarla karşılanamadığı yerlerde suni bir şekilde yapılacak sulamalarla toprağa verilmesi şarttır.
Doğal yollarla kazandırılamayan ve meyve ağaçlarının ihtiyacı olan suyun meyve ağacının etkili kök bölgesine kazandırılması işlemine sulama denilir.
Ancak bahçelere verilecek su tesis edilen meyve türüne,yerin iklim şartlarına, toprakla ilgili özelliklere azalıp çoğalabilir.

RESMİ TIKLA,Meyve Bahçelerinde Sulama.pdf

Örnek olarak meyve ağaçları içinde suya fazla ihtiyaç gösterenlerden biri olan elma , Karadeniz kıyı bölgesinde sulanmadan yetişebileceği halde, Tokat, Kocaeli Amasya’da ayda bir kez Orta Anadolu’da ise 10-15 günde bir su ihtiyacı gösterir.
Tınlı topraklar da hafif kumlu topraklara göre sulama daha seyrek yapılır.
Erik ağaçları da elma gibi fazla sulamaya ihtiyaç gösterirler ancak badem ,vişne gibi meyve ağaçları daha az su ihtiyacı gösterirler.
Sulama zamanları :
Meyve bahçeleri, şartlara ve isteklere göre ,yılın dört mevsiminde de sulanırlar.
Kış Sulaması :
İklimi kurak ve yaz mevsiminde suyu az olan yerlerde başvurulan bir yöntemdir. Bu sulamanın amacı , özellikle yağışı az olan yerlerde toprak altı suyunu tamamlamak ve kışın genç sürgünlerin kurumalarını önlemektir. Bu sulama ile kışı akan sular yaz için depo edilir. Kıraçlarda yağan yağmur ve eriyen kar sularının toprak yüzünden akıp gitmesini önlemek için akıntı sularının teşkil ettikleri küçük harklar bahçelere çevrilir, böylece yazın sulama imkanı olmayan step ve stepe geçit bölgelerin kıraç yerlerinde ,toprağın alt katlarında su işlemeyen ve bu yüzden ağaç köklerinin su alması sağlanır.
İlkbahar Sulaması :
Kış Sulamasında olduğu gibi, suyun nispeten bol olduğu ilkbahar mevsiminde de yapılacak sulamalarda topraktaki su noksanı tamamlanabilir. Bu mevsimde eriyen kar suları ile dereler ,çaylar ve nehirlerde sular bollanır. Bunlara yakın olan yerlerdeki bahçelere salma su verilir.
Yaz Sulaması :
Meyve bahçelerinde en önemli olan sulama bu zamanda yapılan sulamadır. Havaların gidişine göre ,yaz sulamasına Mayıs ayında başlanır ve bütün yaz devam eder. Baharı kurak geçen yerlerde yaz sulamasına erken başlanırsa meyve tutumu artar ve kalite yüksek olur.
Yaz sulamalarının zamanında yapılmadığı durumlarda ağaçlarda Haziran dökümü dediğimiz meyve dökümü artar.
Sonbahar donları erken başlayan ve kışı şiddetli geçen yerlerde yaz sulamalarını güz içlerine kadar uzatmak doğru olmaz,bu durumda sürgünler iyi pişkinleşmez ve donlardan daha çok zarar görür.
Yaz sulamaları ,iklim şartlarına ,toprak türüne ve meyve türünün isteklerine göre haftalık aralardan iki aylık periyotlara kadar değişik zaman aralıklarında yapılır.
Sonbahar Sulaması :
Yaz sonları ve sonbaharın ilk ayları kurak geçen yerlerde ve yıllarda meyve ağaçları çok kez yeter ölçüde besin maddeleri depo etmeden ve çiçek tomurcukları normal gelişme aşamasında ulaşmadan kışa girmek zorunda kalır . Bu gibi durumlarda ağaçlar kış donlarından fazla zararlanacakları gibi çiçek gözlerinin de ilkbahar gelişme zamanında normal teşekkül edemedikleri ve bu sebeple de meyve bağlayamadıkları görülür .
İşte ağaçlarda gelişmeyi bir süre daha devam ettirerek ve bu noksanları tamamlamak için sonbahar sulamaları bir veya iki kez yapılabilir. Sonbahar sulamalarının ancak tam ihtiyaç duyulduğu durumlarda çok ölçülü bir şekilde yapılması doğru olur . Aksi halde ,sürgünlerin olgunluğu üzerine geciktirici bir etki yapması ihtimali dolayısıyla ağaçların kış donlarından zararlanmaları tehlikesini arttırır.
Sulama zamanının tayini ve bahçelere verilecek su miktarı :
Meyve bahçelerinde sulama , meyve ağaçlarının suya ihtiyaç duydukları zamanda yapılmalıdır . Ancak ,bu ihtiyaç zamanının tayini meyvecilikte diğer kültür bitkilerinde olduğu kadar kolay değildir .
Çünkü ağaçlar da susuzluğun belirtisi olarak yapraklarda solmanın beklendiği durumlarda meyvelerin önemli bir kısmının dökülmesi yüzünden çok geç kalınmış olur .Bu sebeple ,meyve bahçelerinin su ihtiyaçlarının tayinlerinde meyve bahçelerindeki yabacı otlar esas alınabilir. Genel olarak bu otsu bitkiler toprakta suyun azalmasıyla daha çabuk solmaya başlar ve bu belirti görüldüğünde su eksikliği anlaşılır.
Toprağı su durumu ,bizzat toprağı kazarak alt toprağın su durumu gözlemleme yoluyla da muayene edilebilir.
Toprak neminin ölçülmesinde ancak en sağlıklı yöntemler :
1- Gravimetrik yöntem :Toprak neminin belirli bir örnekteki kütlesinin
yaş ve kuru ağırlık farkı esasiyle toprak neminin ölçülmesi.Alınan toprak 105 Cº
de kurutulur yaş ve kuru ağırlık farkı hesaplanır.
2.Gözenekli alçı blokları :Bu yöntemde ilke toprağın nem miktarının toprağa yerleştirilen gözenekli alçı bloklarında elektriksel özellikler açısından değişme meydana getirmesi ve bu değişiklerden yola çıkarak nemin ölçülmesi.
3-Tansiyometreler : Civalı manometreye bağlanmış içi su dolu bir cam boru mm/Hg cinsinden basınç (nem basıncı) ölçer.Toprak neminin tansiyonu basıncı ölçülür.
4-Nem ölçer (akuater) :Toprağın dia elektrik özelliğinin ölçülmesi ile toprak nemini ölçen alet.Nemin ölçüleceği derinliğe yerleştirilir ve göstergeden nem okunur.
5-Nötron yöntemi :Nötron veren radyoaktif bir maddeden çıkan nötronların toprak suyu tarafından yavaşlatılması ve bu sayede toprak nemini ölçmeye yarayan alet.
MEYVE AĞAÇLARINDA SUYUN ALINMASI VE SU DÜZENİNİN KURULMASI
Su, bütün bitki dokularının önemli bir yapı maddesidir. Dalcık ve yaprakların %50-75 ‘ini köklerin %60-85 ‘ni ve bir çok etli meyvelerin ve %85 veya daha fazla kısımlarını teşkil eder.
Böylece su, bitkinin bir yapı maddesi olduktan başka dokuların gergin durmalarını sağlar.
Suyun temel görevi besin maddelerini eritmek ve taşımaktır.
Toprakta bulunan besin maddeleri için böyle olduğu gibi bitkide teşekkül eden organik bileşikler içinde geçerlidir.
Su yine bitkide birçok kimyasal olaylarda iş görür ve fotosentezde de önemli rol oynar.
Bütün bu fonksiyonlardan dolayı meyve ağaçlarında su gelişme ve verimde çok önemlidir.
KÖKLERİN ÇABALARI
Morfolojik Değişmeler :
Kökler, çevrenin ekolojik şartlarına göre, gerek büyümelerinde ve gerek fizyolojik bünyelerinde değişiklikler göstererek meyve ağaçlarında su düzeninin kurulmasına hizmet eder. Meyve türlerinde, tıpkı tacın büyümesinde olduğu gibi, köklerin de büyüme şekillerinde büyük farklar olmakla birlikte, meyve ağaçları bu bakımdan yüzlek köklü ve derin köklü olmak üzere iki gruba ayrılabilir. Ağaç köklerinin toprak içerisinde almış oldukları şekillerde aslında böyle göze çarpan farkların bulunmasına rağmen aynı bir meyve türünün kök gelişme şekli değişik ekolojik şartlarda, özellikle değişik toprak tiplerinde büyük modifikasyonlar gösterir. Mesela derin köklü bir meyve türünün kökleri hümit mıntıkalarda toprağın ancak 2-4 metre derinliklerine inmesine karşılık, arid iklimlerde, aynı türün ağaçlarında kökleri 7-8 metreye kadar uzamaktadır. Aynı şekilde, toprağın alt tabakalarında sert bir kaya tabakasının bulunuşu veya taban suyunun yüksek oluşu köklerin derinlere işlemesini önleyebilir.
Fizyolojik Değişmeler :
Meyve ağaçlarında su düzeninin sağlanmasında köklerdeki emme gücünün de büyük hizmeti vardır. Arid bölgelerde ancak emme güçlerini kurak toprakların ihtiva ettikleri sınırlı ölçüdeki suyu alacak derecede yükseltmek gücünde bulunan tipler normal bir gelişme kabiliyetine malik bulunmaktadır. Emme güçleri, yılın kurak mevsimlerinde toprakta az olan nemi toprağın absorbsiyon kuvvetini yenerek alma kuvvetinde olmayan meyve ağaçları, su düzenlerinin bozulması sonucu olarak solup gelişmekten kalmakta ve sonunda kurumaktadır.
AĞAÇLARIN HAVADAKİ ORGANLARININ SU DÜZENİNİ
SAĞLAMADAKİ ÇABALARI
Ağaçlar, yalnız topraktaki nem şartlarına göre köklerinin gelişmeleri ve emme güçlerinde gösterdikleri değişikliklerle su düzenlerini kurmada başarılı olmaz. Havadaki organları teşkil eden yaprakların, dalların ve hatta gövdenin transpirasyon faaliyetlerinin de bu hususta büyük etkisi vardır. Özellikle yapraklar, arid bölgelerde, ağaçların su düzeninin kurulmasında transpirasyon faaliyetlerini azaltıp çoğaltarak ve hatta kuvvetli sürgün yapmak ve yaprak dökmek suretiyle transpirasyon alanlarını artırarak veyahut küçülterek adeta bir regülatör görevi yaparlar. İlkbaharın gerek toprak ve gerekse hava nemi bakımından pek uygun olan vegetasyon periyotlarında meyve ağaçları, bir yandan kök gelişmelerinde gösterdikleri şiddetli faaliyete karşılık, öte yandan kuvvetli sürgünler meydana getirerek ve böylece transpirasyon şiddetini de artırarak su düzenlerini, hayat faaliyetlerini maksimum sınırı yükseltecek bir şekilde düzenlenmektedirler. Buna karşılık, arid iklimlerde toprak ve hava nemi azaldıkça, köklerle dengeli bir şekilde, dallar da uçlarında tepe tomurcukları teşkil ederek sürgün gelişmesini durdurmaktadır. Hatta, yazın kurak periyotları gelince, kökler yardımıyla alınan su miktarı, kseromorf bünyede olan ağaçlarda bile yaprakların transpirasyon faaliyetlerini minumum sınıra indirmiş olmalarına karşılık; bu da ihtiyaca yetmemeye başlayarak, sonunda ağaçlar, transpirasyon alanını azaltmak için yapraklarında bir kısmını dökmeye mecbur kalırlar. Bu nedenle, Orta Anadolu’da, yaz mevsiminde, ağaçlarda o yerin ekolojik şartlarına göre, az veya çok şiddetli bir yaprak dökümünü her yıl görmekteyiz.

Anadolu steplerinin yamaç ve kıraç yerlerinde, ekstrem kurak yıllarda, ağaçlarda yalnız yaprakların değil hatta dallardan önemli bir kısmının da kurumakta olduğunu görüyoruz. Ağaçlar ancak bu suretle hayatta kalan öteki kısımlarını, özellikle gelecek yıl için hazırlamış bulundukları tomurcuklardan bir kısmının gelişmesini sağlayabilmektedirler.

Meyve ağaçlarında emme gücü, köklerde olduğu gibi, yapraklarda da kurak şartlar içerisinde maksimum sınırına ulaşmaktadır. Yine meyve ağaçları üzerinde yapılan araştırmalardan, arid iklim şartlarına uymuş bulunan bu ağaçlarda, mevsimlerin nemlilik durumuna göre, yapraklarda osmotik değerlerin ne derecelere kadar değişmekte olduğunu görebiliyoruz.
Tabiidir ki, kültür bahçelerinde ağaçların su düzenlerini kurmaları için bu gibi ekstrem hayat çabaları göstermeleri beklenemez. Çünkü, bu şartlar içerisinde meyvecilik esasen rantabl olamaz, fakat meyvecilikte ağaçların su düzenini kurmak için meyvelerin dökülmesi olayı ile sık sık karşılaşmaktayız. Toprakta yeteri kadar su bulamayan veyahut havanın düşük nisbi nem derecelerine uyamıyarak şiddetli transpirasyona karşı kalan meyve ağaçları, yapraklarını emme gücü meyvelere göre daha yüksek olduğundan, kaybettikleri suyun tamamını köklerden sağlayamayacakları bir duruma düşünce, sonunda meyvelerdeki suyu da çekerek bunların dökülmesine sebep olurlar. Bu durum, elma gibi kuraklığa karşı hassas olan meyve ağaçlarında en çok dikkati çeker.
Fidan dikiminde ve meyve ağaçlarının bir yerden sökülüp başka bir yere dikilmesinde de su düzeninin sağlanması başarının sırrını teşkil eder. Bu sırada, dikim budaması yapılmayan ağaçlarda, köklerin büyük bir kısmı kayın edildiğinden dalların ve yeni meydana gelecek olan yaprakların transpirasyonla kaybettikleri su, köklerin yardımıyla karşılanamazlarsa fidanlar ve ağaçlar ya dallarından önemli bir kısmını kurutarak su düzenini temin ederler, veyahut mevsim de fazla kurak gittiği taktirde, bunda da başarı gösteremeyerek tamamen kururlar.
ELMA AĞAÇLARINDA SULAMA :

Toprakta daima ağaç tarafından alınabilecek yeteri miktarda suyun bulunması elma ağaçlarında sürgünlerin istenilen ölçüde gelişmelerini ,esen bir yaprak alanının tutulmasını ,karbon asimilasyonunun tam bir şekilde yapılmasını sağlar.

İyi su alan ağaçlarda meyve dökümü az, verim yüksek ve teşekkül eden meyvelerde kalite üstün olur.
Elma bahçelerinde meyve bahçelerine uygulanan sulama sistemlerinin hepsi kullanılabilir.
Bu sistemlerden herhangi birinin seçilmesi toprak şartlarına sulama suyunun az veya çok oluşuna ve yapılacak tesislerin ekonomik olma durumuna bağlıdır. Genel olarak yeni kurulmuş bahçelerde ağaçlar çanak şeklinde sulanır.
İki veya üç yıl sürebilecek bu sulamadan sonra ark, tava,yağmurlama damla sistemlerine geçilebilir.
Elma bahçeleri, memleketimizde Karadeniz kıyılarının fazla yağışlı ve nemli yerleri dışında ,hemen her tarafta sulanır. Sulama yerin kuraklık derecesine göre değişen sıklık aralıklarıyla yapılır.
Kurak bölgelerde sulamaya mayıs ayları başında başlamak ekim ayı başına ve ortalarına kadar devam etmek ve ortalama 10 günde bir sulama yapmak,yarı kurak bölgelerde 15-20 günde sulama yapmak gerekir.
(Ancak Toprak ve bitki su durumu dikkate alınarak toprak su seviyesi azaldığında su verilir.)
ARMUT AĞAÇLARINDA SULAMA :
Ayva üzerine aşılı olan armutlar,iklim ve toprak şartlarına göre değişik olmakla beraber Mayıs ayından eylül sonlarına kadar sulanır.
Sulama ağaçların isteklerine göre 10-20 günde bir tekrarlanır.
Armut çöğürü üzerine aşılı ağaçlarda kısmen daha az olmakla birlikte yazın 10-15 günde bir sulanır.
Ahlat anacı esasen sulama imkanlarının bulunmadığı yerler için seçildiğinden ,bu anaçlar üzerindeki ağaçların sulanması problemi yoktur.
Sulama meyve kalitesi ve ağaçların vegetatif gelişmeleri üzerine uygun bir etki yapar,

Bununla beraber fazla sulanan kışlık armutların ambarda saklama süreleri kısalır. Sulanmayan ve ahlat üzerinde yetişen ağaçların meyvelerinin daha küçük ,daha az mütecanis ve daha fazla kumlu oldukları görülür.







ŞEFTALİ AĞAÇLARINDA SULAMA :
Şeftali ağaçlarında ilkbaharda iyi bir sürgün ve yaprak teşekkülünü sağlamak , meyve dökümlerini önlemek, meyvelerin normal iriliklerini almalarını ve ertesi yıl için yeterli ölçüde çiçek tomurcuğu teşekkülünü sağlamak için, vegetasyon periyodunun (büyüme dönemi) başından sonuna kadar toprakta ihtiyacı karşılayacak kadar suyun bulunması gerekir.
Toprakta hiçbir zaman solma noktasının altına düşmeyen bu su ,yağışlar veya bunun yetersiz olduğu durumlarda sulama ile sağlanır.
Buna göre sulama süresi (ilkbahardan sonbahara kadar olan periyot ),sulama sayısı yani sulamanın hangi aralıklarla yapılacağı hava sıcaklığına,yağış durumuna ,toprağın fiziksel yapısına ve taban suyu durumuna göre değişecektir.
Kışları ılık ve kurak bölgelerde ilkbaharda bile sulamaya ihtiyaç duyulabilir.
Çekirdeğin sertleşmeye başladığı devreden meyvelerin toplanmasına kadar sulamaya devam edilir. Bu,sıcak yerlerde ve kumlu topraklarda haftada bir tekrarlandığı halde tınlı ve humusça zengin topraklar 3 hafta bir sulama ihtiyacı karşılar. Hasattan bir hafta on gün önce yapılan sulamaları meyvelerde irileşmeyi sağladıkları ve turgoru sağladığı unutulmamalıdır.
Bu durum, özellikle temmuzdan sonra olgunlaşan geççi çeşitlerde daha çok önem kazanır çünkü genellikle memleketimizin bir çok yerlerinde sıcaklık ve kuraklık bu aydan itibaren şiddetini arttırırlar.
Hasattan sonra ağaçlarda meyve bulunmadığına göre artık sulama bakımından bir sorun kalmadığı düşünülmemelidir. Bundan sonra çiçek tomurcukları teşekküle devam eder.
Ayrıca ertesi yıl ilkbaharda kullanılacak ve kışın ağaçlara dayanıklılık verecek olan depo maddelerinin teşekkülü ve yığılması bu periyotta olur ve yaprak dökümüne kadar sürer,buna göre su ihtiyacı da devam eder.
Sulamada dikkat edilecek noktalardan biriside az su ile sık sık sulama değil ,toprağın derinliklerine ( 1,5-2 metre )kadar ulaşan bol su ile sulama yapmaktır. Böylece köklerin normal olarak büyümeleri ve fonksiyonlarını iyi bir şekilde yapları sağlanır.Sulamada çok aşırıya gidilmesi aşırı vegetatif gelişmeyi kamçılar böylece sürgünlerin kışa dayanımı azalır meyveler çok iri fazla sulu olur aroma ve kalite düşer,yola ve ellemeye dayanma kabiliyeti azalır. Ağır topraklarda fazla su toprak ta boğucu nemin teşekkülüne sebep olarak ağaçlarda sarılık hastalığı oluşturur.
KAYISIDA SULAMA :
Kayısı ağaçları susuz olarak yetiştirilebilir. Bu yağışlara ve toprak şartlarına göre başarılı olabilir veya olmaz, başarısızlık fazla kurak yerlerde ve özellikle süzek topraklarda ağaçların küçük kalması,meyve gözü ve meyve teşekkülünün gerilemesi ve göze çarpan bir periyodisite şeklinde kendini gösterir.
Bu gibi yerlerde yaz aylarında suyun bulunmaması nedeniyle sulama yapılamazsa ,imkan bulunduğu takdirde güzün yapılacak sulamalar özellikle çiçek tomurcuklarının gelişmelerini tamamlamaları bakımından çok faydalı olur.
Kayısı ağacı ,diğer meyve türlerine göre genellikle çok fazla su istemez.
Toprakta boğucu rutubet zamk hastalığına ve apopleksiye sebep olur bu nedenle sulama imkanlarının bulunduğu yerlerde toprağın geçirgenliği,sıcaklık ve evoporasyonun şiddeti dikkate alınarak sulama aralıkları dikkate alınarak sulama aralıkları tayin edilmelidir.
Sulama sırasında suyun 1,50 ile 1,80 cm yani köklerin en çok bulunduğu toprak bölgesine ulaşması istenir.
Sık sık fakat yüzlek yapılan sulamalar yeterince fayda vermez.
Sulanan bahçelerde de hasattan sonra ve birde Ağustos ayı içerisinde su verilmesi vegetatif gelişmenin tamamlanmasına ve çiçek gözlerinin normal gelişmesine yardım eder.
ERİK AĞAÇLARINDA SULAMA :
Erik ağaçları badem kayısı ve şeftaliye göre daha fazla nemden hoşlanır ve daha fazla su ister .Bu yüzden uzun süren kurak periyotlarda erik ağaçları kuraklıktan zarar görür. Böyle yerlerde yaz aylarında ,duruma göre 15-20 günde bir sulama yapılması gerekir.
KİRAZ VE VİŞNEDE SULAMA :
Yağışı 600 mm’nin üzerinde olan yerlerde kiraz bahçelerinin sulanmalarına ihtiyaç yoktur. Bundan daha aşağı düşen yerlerde ise mevsimde 2 veya 3 sulama yapılarak vegetatif gelişme,çiçek tomurcuğu teşekkülü ve meyve tutumu ile meyvelerin irileşmelerine yardım edilmelidir.
Memleketimiz şartlarında vişnelerin ekstrem durumlar dışında sulanmalarına ihtiyaç yoktur.
BADEM AĞAÇLARINDA SULAMA :
Badem bahçelerinde genellikle sulama yapılmaz ancak,suyun bulunduğu yerlerde noksan yağış miktarını tamamlamak üzere ve gelişme mevsiminde 2 -3 sulama yapılması büyümeyi ve verimi arttırabileceği gibi dış kabuğun ayrılmasını da kolaylaştırır.
Yazın sulama imkanı bulunmadığı yerlerde kışın boşa akan suların bahçeye çevrilmesi ile toprağın su haznesi zenginleştirilir ve ağaçlar bundan ileri ki periyotta faydalanılır.
Kış sulamasında da suyun toprağın alt kısımlarına geçmesi sağlanmalıdır.
AYVA AĞAÇLARINDA SULAMA :
Kapama ayva bahçeleri yazı kurak geçen yerlerde,mesela Orta Anadolu’da
olduğu gibi yazın sulanır. Sulama şartlarına göre 10-20 günde bir tekrarlanır .
Su bulunmayan yerlerde ayva bahçeleri,ancak yeterli yağış alan ve yağışların iyi dağılmış olduğu yerlerde kurulabilir.
FINDIK AĞAÇLARINDA SULAMA :
Karadeniz kıyı bölgesinde fındıklar genel olarak sulanmaz sulamaya ihtiyaç duyulan yerlerde kuraklık derecesine ve toprağın özelliklerine göre 10-20 günde bir sulama yapılır.
En çok uygulanan sulama şekilleri karık ve diğer yüzey sulama yöntemleridir.

Alıntı;https://www.facebook.com/ZiraatMuhendisleriToplaniyor/photos/a.285441151591649/1352828548186232/?type=3

26 Eylül 2023 Salı

Bitki beslenmesinde Demir

 

Demir Sülfat Nedir?

 

Halk dilinde 'Karaboya, Saçıkara, Saçıkıvrız, Şıbılık' olarak adlandırılan ve demir noksanlıklarının giderilmesinde en çok kullanılan demirli gübre Demir Sülfattır.

 


Toprakta hemen hemen her zaman demir vardır fakat bitkilerin alamayacağı formda olabilir. Demir yıkanmayla kaybolur ve toprağın alt tabakalarında tutunurlar. Bu nedenle Demir Sülfat gübresinin toprağa takviye edilmesi ile topraktaki demir eksikliği giderilir. Bu şekilde Demir Sülfat kullanımıyla bitkilerin kolaylıkla demir eksikliğini giderebileceği bir toprak formu oluşturmak mümkündür.

Demir Sülfat bünyesinde %17-20 arasında demir içermektedir. Ayrıca bitkinin gelişmesi için mutlaka gerekli olan Kükürt, Çinko, Bakır ve Mangan gibi diğer besin maddelerini de bünyesinde bulundurulmaktadır.

Demir Sülfat açık mavi yeşil renkte kristal yapılı inorganik bir gübredir.

 

Neden Kullanılmalıdır?

  • Demir Sülfat'ın piyasada diğer gübre çeşitlerine göre çok daha ucuz olarak temin edilebilir olması.
  • Bitki gelişmesi için mutlaka gerekli olan Demir, Kükürt, Çinko, Bakır ve Mangan gibi elementsel besin maddelerini içinde bulundurması
  • Uygulandığı alanlarda uygun şartlarda hemen eriyerek bitkiler tarafından kolayca alınması. Bitkilere yeşil rengi veren ve fotosentez (bitkinin besin yapması) olayının gerçekleştiği klorofil pigmentinin yapısında rol alması
  • Kullanıldığı bitkilerin daha canlı ve dirençli olması sağlar. Bitkilerin çiçek açmasında, meyve tutmasında, büyüme ve renk oluşumlarında fizyolojik olumlu etkiler yapması.
  • Bütün bitkilerde erken olgunlaşmasını hasattan sonra da nakliye ve depolama sırasında dayanıklılığın artması Demir Sülfatın direk toprağa verildiği gibi çözelti formunda da yapraklara püskürtülerek uygulanabilir olması.

 

Kullanıldığı Alanlar

  • Her türlü meyve ve sebze bahçelerinde
  • Arpa ve Buğday üretiminde
  • Pamuk, Mısır, Çeltik ve Ayçiçeği yetiştiriciliğinde
  • Çiçekte ve süs bitkisi seralarında
  • Kavun, Karpuz ve Salatalık yetiştiriciliğinde
  • Çilek ve Muz yetiştiriciliğinde
  • Bağa(asma) yetiştiriciliğinde
  • Park, bahçe düzenleme alanlarında ve çim sahalarında

 

Faydaları

  • Bitkilerde fotosentez için gerekli olan klorofil pigmentinin artmasını hızlandırarak bitkinin daima yeşil ve sağlıklı olmasını sağlar.
  • Bitkilerde optimum büyümeyi ve gelişmeyi sağlar.
  • Bitkilerde büyümeyi hızlandırır.
  • Hastalık ve karşı bitkilerde dirençli olmasını sağlar.
  • Çiçek meyve ve salkım silkmelerini önler ve döl tutumunu arttırır.
  • Toprakta ve bitkide mantar  ve diğer hastalıkların oluşmasını önleyici bir etki yapar.

 

Kullanım Şekli

 Demir sülfat yılda bir defa kullanılmalıdır ve fazla kullanımdan kaçınılmalıdır.

Uygulama dozu olarak tarla topraklarında noksanlık derecesine ve bitkinin çeşit durumuna göre dönüme 50 kg kullanılması uygundur.

Yetişkin meyve ağaçlarında tam verim çağında ağaç başına ağaç yaşına göre 500 gr ila 2 kg demir sülfat verilebilir. Meyve ağaçlarının gübrelenmesi ağaç tacı altında açılarak çukurlara gömülerek veya çapa ile toprağa karıştırılarak yapılır.

DEMİR (Fe) EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ ve ÇÖZÜMLERİ


a)    BELİRTİLERİ

1) Genç yapraklarda kloroz ( sararma)

2) Yaprak damarlarında renk açılması

3) İleri safhada sürgün kuruması

b) ÇÖZÜMLERİ   

1) Ağacın gövdesine kuru ve sulu demir tuzları verilmesi

2) Yapraktan veya topraktan demir sülfat uygulanması


DEMİR NOKSANLIĞI (KLOROZ)

Bitkilerde demir noksanlığı çok yaygındır. Başlangıçta belirtiler çok genç yapraklarda yeşil rengin kaybıdır. Damarların aralarındaki dokular soluk yeşil, sarı hatta beyaz olurken, damarların kendisi koyu yeşildir. Yeni yapraklar tamamen renkten yoksun olarak çıkarlar, fakat damarlar daha sonra koyu yeşile dönerler. Demir noksanlığının tanınması oldukça kolaydır. En ince damarlar dahi yeşil kalarak damarlar arasındaki renk tamamen sarıya dönerler. Şiddetli noksanlıklarda damarlar da sararabilir. Demir noksanlığından kaynaklanan kloroz aşağıdaki gibi değişik şiddetlerde görülebilir :

Hafif Kloroz ( Sarılık ) : Yeni çıkan yapraklarda damarlar normal görünümdeyken damar aralaraı soluk yeşil ya da sarımsı yeşildir.

Orta Düzeyde Kloroz ( Sarılık ) : Yeni çıkan yapraklarda damar araları oldukça sarıdır.

Şiddetli  Kloroz ( Sarılık )  : Yeni çıkan yapraklar sarıdan fildişine kadar değişen renklerdedir. Damarlar yeşil ya da yeşil olmayabilir. Yaprak üzerinde kahverengi bölgeler vardır veya yaprağın tamamı kuruyabilir. Yapraklar genellikle dökülürler.

                                         

Meyve ağaçlarında demir noksanlığının bazı dallarda görülüp bazılarında görülmemesi sık rastlanan bir olaydır. Yaprak analizleriyle demir noksanlığının anlaşılması bazen kolay değildir. Bazen sarılık gösteren yaprağın demir içeriği yaprak analizlerinde daha yüksek bile çıkabilmektedir. Bunun nedeni demirin tüm formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle her Demir Sülfat ürününün faydalı olması beklenmemelidir, doğru ürün kullanımı çok önemlidir.




SULAMA VE DEMİR NOKSANLIĞI İLİŞKİSİ

Birçok bölgede ağır kış yağışları büyüme mevsiminin başında meyve bahçelerindeki topraklarda normalden daha fazla nem varlığıyla sonuçlanır. Sonuçta birçok ağaç hatta meyve bahçesinin tamamı yazın başlangıcında demir noksanlığı belirtileri gösterir.

Demir noksanlığı sorununu gidermenin en iyi yolu iyi bir sulama ve pH yöntemiyle mümkündür. Ağır kış yağışlarında ve ilkbaharda yapılan sulamalardan kaynaklanan aşırı toprak nemliliği geçici demir noksanlıklarının sebebidir. Eğer her ilkbaharda aşırı sulama yapılırsa kronik demir noksanlığı görülür ve üretim engellenir

DEMİR NOKSANLIĞININ GİDERİLMESİ YÖNTEMLERİ


Demir noksanlığının giderilmesinde birkaç metod uygulanmaktadır. Bu metodlar şunlardır:

1-    Eşit miktarda karıştırılan demir sülfat+ kükürdün toprak uygulaması

2-    Demir şelatlarının toprak uygulaması

3-    Demir sülfat veya demir şelatları içeren yaprak sprey uygulamaları

4-    Ağaç gövdelerine ferric amonyum citrate veya demir sülfat enjeksiyonu

Sarılık görülen bireysel ağaç uygulamalarında ve küçük mekanlarda, sonbaharda yada erken ilkbaharda  toprak uygulamaları yapılabilir. Eşit miktarlarda karıştırılan  Demirsülfat ve kükürt uzun süren etkiler sağlayabilir ve pahalı değildir

DEMİR SÜLFATIN TOĞRAĞA UYGULAMA YÖNTEMLERİ


1-    Sarılık görülen bireysel ağaç uygulamalrında ve küçük mekanlarda sonbaharda ya da erken ilkbaharda toprak uygulamaları yapılabilir.

2-    Büyük alanlarda bütün bir alana kükürt-demir sülfat uygulamaları yapmak pratikbir metod değildir ayrıca arzu da edilmez, bunun yerine klorozdanetkilenen ağaç iz düşümüne ( ağaç tacının dış kenarlarına ) 2.5-5 cm çapına birbirlerinden 45-60 cm aralıklarla 30-45 cm derinliğinde delikler açarak uygulama yapılmalıdır. Her deliğe 10 cm'lik toprak yüzeyine demir sülfat-kükürt karışımı doldurulmalıdır.

3-    Büyük ağaçlar için 3-4, küçük ağaçlar için 1-2 daire şeklinde uygulanabilir. Tablo 4 te ağacın büyüklüğüne göre ne kadar delik açılacağı ve ne kadar karışım konacağı belirtilmektedir.

4-     Sıra halindeki küçük çalı tipi ağaç ve ağaççıklarda aynı miktarda demir sülfat ve elementel kükürt karışımı kullanılarak uygulama yapılabilir. Bunun için 10 cm derinliğinde bitkilerin gövdesinden 25-60 uzaklıkta şerit halindee toprak kazılır ve kazılan yere demir sülfat+kükürt  karışımıdökülür ve kazılan yer toprakla kapatılır.

Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç  büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 gr yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli noksanlık durumunda bu oran 500 gr'a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise asma başına 10-50 gr yeterlidir.  Çok fazla demir verilmişse koyulaşmış yapraklar görülebilir. Bu durum kalıcı zararlara nadiren sebep olmaktadır. Siyahlaşmış yapraklar uygulamadan hemen sonra düşecektir ve yerine çıkan yapraklar genellikle koyu yeşil ve sağlıklıdırlar.

30 Ağustos 2023 Çarşamba

Bitki Beslemesinde Kalsiyum


KALSİYUM NİTRAT NASIL KULLANILIR?

Yetiştirdiğimiz Bitkiler Kalsiyum Nitratı öncelikli olarak maksimum vejetatif büyümenin olduğu dönemde isterler: Yaprak oluşumunda, artan protein sentezine paralel depo organlarında; yumru ve danelerde.
Kalsiyum Nitrat için tavsiye edilen açık arazi koşullarında uygulama:

  • Fidelik, tohumluk ve ekimlerde taban gübrelemesinde
  • Yetiştirme döneminde değişik safhalarda
  • Soğuk havalarda veya büyümenin aksadığı zamanlarda büyümeyi teşvik etmek için
  • Aşırı yağışlarla yıkanan azotu telafi etmek için
  • Azot eksikliğinde, hızlı etkili nitrat azotu sağlamak için uygulanır.

Genel olarak Bitki azot ihtiyacının %30 - % 50 si ekim öncesi uygulanmalıdır. Geriye kalan miktarın bir kısmı Kalsiyum Nitrat olarak büyüme döneminde 2-4 ayrı seferde üst gübre olarak uygulanmalıdır. Böylesine bir gübreleme programı büyüme koşulları, bitkinin azot ihtiyacı ve atmosfere bağlı olarak azot uygulaması için en iyi zamanlamayı sağlar.


Kalsiyum Nitrat farklı şekillerde uygulanabilir:

  • Kuru gübre elle serperek satha, makine ile sıra üzerlerine verilebilir
  • Damla sulama, yağmurlama sulama sistemleriyle sıvı olarak verilebilir
  • Sulu çözeltisi yapraktan uygulanabilir

Depolanma
Kalsiyum Nitrat higroskopik olması sebebiyle nem çekici özelliği vardır. Havayla maruz kaldıktan kısa bir süre sonra erimeye başlar. Bu yüzden ağzı açılmış torbalar da arta kalan gübreyi muhafaza etmek için üzeri sıkıca kapatılmalıdır.


Karışabilirlik
Suda çözünebilen Kalsiyum Nitrat fosfat veya sülfat içeren gübrelerle veya kimyasallarla karıştırılmamalıdırzira çözünmez bileşikler oluşabilir. Kalsiyum Nitrat bir besin çözeltisi hazırlamak üzere potasyum nitrat, magnezyum nitrat, amonyum nitrat ve nitrik asitle karıştırılabilir.

 

NEDEN KALSİYUM NİTRAT KULLANMALI?

Kalsiyum Nitrat bitkiler için gerekli olan nitrat azotu ve suda eriyebilir kalsiyumu sağlar. Kalsiyum Nitrat Değişken toprak ve hava koşullarında bitkisel üretimde ana gübreleme olarak uygulanabilecek en iyi seçenektir. Hem Kalsiyum hem de Nitrat azotu bitkiler tarafından kullanılan besin elementleridir ve kök bölgesinde Zararlı artıklar kalmaz, toprakta tuzlulaşma sorunu olmaz. Daha ötesi Nitrat azotu suda eriyebilir kalsiyumu köklerden emilimde bitkiye taşıyıcı rolü üstlenmektedir. Bitkinin kalsiyum alımı en üst seviyeye çıkar. 

Kalsiyum Nitrat yaygın olarak ekonomik değeri yüksek olan bitkilerde kullanılır:

 

  • Sera sebzeleri ve çiçeklerde
  • Açıkta yetiştirilen sebzelerde
  • Sert ve yumuşak çekirdekli meyvelerde
  • Saksı bitkileri ve fideliklerde
  • Tütün, pamuk, patates ve seker pancarı gibi değerli bitkilerde

Kalsiyum Nitrat tamamen suda eriyebilir kalsiyum içeren tek kaynaktır. 

Torf, kaya yünü ve dönüşümlü su kullanılan substratlarda yeri alınamaz bir gübredir. Higroskopik ve yüksek çözünürlüğü sebebiyle uygulamayı takiben hızla alınır. Hava nemi veya gece oluşan çiğ Kalsiyum Nitrat granüllerinin çözünmesi için yeterlidir. Kalsiyum Nitrat, sıcak ve kuru koşullarda dahi nadiren yaprak yanmasına sebep olur. Gübre maliyeti; artan verim, yüksek meyve kalitesi ve depolanma kayıplarının azalmasıyla fazlasıyla karşılanacaktır. Amacınız yüksek kalite ve optimum verim elde etmekse, Kalsiyum Nitrat gübreleme programınızda yerini almalıdır.


Kalsiyum Nitratın gübre olarak başlıca avantajları üç başlık altında açıklanabilir;

  • Kalsiyum Nitratın azot gübresi olarak avantajı
  • Bitki beslemesinde Kalsiyumun hayati rolü
  • Kalsiyum Nitratın toprağa faydaları

 

BİTKİ BESLEMESİNDE KALSİYUMUN HAYATİ ROLÜ

Kalsiyum bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde ve tarla ziraat inde sahip olduğu çifte rolden dolayı özel bir önemi bulunur: Bitki beslemesi için gerekli bir elementtir ve toprak yapısını iyileştirir. Kalsiyumun beslenme değeri aşağıda açıklanacaktır.

Kalsiyum bitkiler için gerekli olan önemli bir besin elementidir, olmadan bitkiler büyüyemez. Meyve ve yapraklara sağlanan yeterli miktarda kalsiyum düzgün bitki gelişimi ve ürün büyümesi, hasat ile depolanma esnalarında oluşabilecek Ca noksanlığından kaynaklanan bozuklukları gidermek için gereklidir.
Kalsiyum değerli bir elementtir; nitratla birlikte yüksek kaliteli ürün ve verim artışı sağlar

Kalsiyum genç yaprak ve meyvelere bitki kökünden emilerek ve suyun hareketiyle ulaşır. Kalsiyum immobil (hareketsiz) bir elementtir. Bu yaşlı yapraklardan genç olanlara veya meyvelere, tohumlara Kalsiyum iletimi olmayacağı anlamına gelir. Düzenli Ca alımı için kök bölgesinde yeterli ve sürekli miktarda suda çözünebilir formda Ca bulunmalıdır. Düzenli Kalsiyum Nitrat Kullanımı ile dengesiz Ca alımından kaynaklanan bozukluk/rahatsızlıklar engellenebilecektir.

Kalsiyumun İşlevleri

Kalsiyum genç dokuların (yaprak, sap ve kökler) düzgün ve sağlıklı gelişimi, renklerinin daha iyi olması, kaliteli ve sağlam meyveler için şarttır. Hızlı bitki büyümesi yeterli miktarlarda Ca ihtiyacına sebep olur. Bu ihtiyaç kalsiyumun hücre duvarı ve hücre zarının oluşumunda ve yapısında önemli bir rol oynamasından kaynaklanmaktadır.


Bitki ve meyvelerde Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan birtakım rahatsızlıklar tespit edilmişlerdir. Kalsiyuma bağlı bu rahatsızlıklar kayda değer ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Kalsiyum noksanlığı semptomları genellikle bitkiler tarafından yetersiz Ca alımı veya genç dokulara Ca iletiminde sorunlar olması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kalsiyum noksanlık semptomları genellikle büyüme noktalarında ya da büyüme noktalarının yakınlarında veya taze olarak depolanan meyve, yumru, dane ve tohumlarda görülmektedir.

Kalsiyum meyve, yumru ve tohumların sağlamlığını arttırır ve raf ömrünü uzatır. Geç hasat kayıplarını azaltır. Çiçeklerin saksı ömrünü uzatır.

Nitratla artan Kalsiyum alımı

Bitki besin elementleri toprak çözeltisinde nitrat-NO3- de olduğu gibi negatif yüklü anyonlar veya Amonyum-NH4+ ve Kalsiyum-Ca+2 de olduğu gibi pozitif yüklü katyonlar olarak bulunurlar. Nitrat anyonu bitki tarafından emildiğinde beraberinde kalsiyumu ve Mg+2 gibi katyonları da taşır. Pozitif yüklü amonyum iyonunun alımı ise aşağıda şekilde görüldüğü üzere Ca alımını engeller.

Kalsiyum noksanlığıyla mücadele

Araştırmalar göstermektedir ki düzenli olarak kalsiyum uygulaması topraktaki kalsiyum içeriğini arttırmakta ve bu da bitkideki Ca seviyesini arttırmaktadır. Bu da Kalsiyum noksanlığına bağlı bozuklukları azaltmaktadır. Kalsiyum Nitrat uygulamaları içerdiği suda çözünebilir kalsiyumun varlığıyla açık tarla koşullarında yetiştirilen domates denemelerinde, Blossom end rot vakalarını azaltmıştır. E k olarak nitrat azotu kalsiyum alımını iyileştirmiştir. Kalsiyum eksikliğini gidermek üzere yapraktan uygulamalarda yapılabilir. Kalsiyum nitrat yaprak veya meyvelerde Ca noksanlığının ortaya çıkmasını azaltıcı faydalı bir araçtır. Veya bozuklukların ilk görülmesinde uygulanabilecek ölçüttür. Kalsiyum Nitrat Kalsiyum noksanlığına karşı diğer gübrelerden daha iyi sonuç verir.

Noksanlık Semptomları

Kalsiyum eksikliği bitki büyümesinin durması ve küçük yaprak ve sapların belirmesiyle kendini gösterir. Genç yaprakların gelişimi aksar ve noksanlık olan bitkiler solgun yeşil renk alırlar. Uçtaki yapraklar aşağı ve kendi içlerine doğru kıvrılırlar. Sararırlar ve yaprak kenarları yanar. Yapraklarda nekrotik lekeler oluşur. İç damarlarda klorozlar meydana gelir. Yaprak uçları lahana, marul, çilek, karanfil vb. olduğu gibi kahverengiye dönebilir ki buna uç yanıklığı denmektedir. Saptaki büyüme noktalarının ölmeleri de sıkça görülmektedir.

 

Kalsiyum noksanlığı bulunan bitkilerin kökleri zayıf gelişirler; genç kökler erken dönemde ölürlerken yaşlı olanlar kahverengini alır. Bazı Ca noksanlığı durumlarında Çiçek açan sapların solması ve çiçek tomurcuklarının düşmesi de görülür.
Kalsiyum noksanlığından kaynaklanan belirtilerin ortaya çıkması daha çok meyvelerde görülür. Domateste Blossom end rot, elmada bitter pit.
Yüksek tuz stresi, kuru ortam ve rekabet eden iyonların çokluğu bitkiye kalsiyum alımının azalmasına neden olur. Bitkilerde kalsiyum noksanlığı daha çok sıcak ve kuru iklimlerle yüksek ışık yoğunluğunda daha sık ortaya çıkar. Bu sebepten ötürü arid bölgelerde yetiştiricilik yapan çiftçiler bitkilerine yeterli miktarda çözünebilir kalsiyum sağlamaya özen göstermelidirler.

CAN gübresi ile Kalsiyum nitrat aynı değildir. CAN-Kalsiyum Amonyum Nitrat gübresi içindeki Kalsiyum bitkiye faydalı değildir. Çünkü içersinde suda erimesi zor olan Kalsiyum Karbonat içermektedir.

Resimler: Elmada Acı Benek Hastalığı, Patateste İç Kararması ve diğer ürünlerde ise Çiçek Uç Burnu Çürüklüğü görülmektedir.

Hazırlayan;
Doktor Tarsa Tarım San. ve Ticaret A.Ş.
Pazar Geliştirme Departmanı



  Ceviz ve badem fidanlarının çıplak köklü ve tüplü olarak dikimi yapılabilir. Çıplak köklü fidanlar Kasım-Nisan ayları arasında dikilmelidi...